Kendimle 10 Dakika: Unuttuğum Kadınla Karşılaşma
Bazen günün içinde sadece on dakika…
Sadece on dakika sessizlik bulduğumda, garip bir şey oluyor.
Ne yapacağımı şaşırıyorum.
Çünkü uzun zamandır kendimle baş başa kalmıyorum.
Kalsam bile, aklım hep bir yerlerde oyalanıyor.
Yapılacaklar listesi, yarım kalan işler, sürekli tetikte bir zihin…
Ama o gün, o on dakika geldiğinde—
Bir şekilde oturuyorum.
Elimde telefon yok.
Kimse benden bir şey istemiyor.
Ve ilk defa… kendimle karşılaşıyorum.
Tanıdık ama uzak bir yüz gibi.
Eskiden kimdim ben?
Neleri severdim?
Ne zaman hayatın içinde kendime bu kadar az yer bırakır oldum?
Hatırlamak zor oluyor.
Çünkü hayat, fark etmeden beni parçalara ayırmış gibi.
Bir yanım hep bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyor,
Bir yanım sürekli birilerine yetmeye…
Ve o kadının sesi, çok derinlerden geliyor:
“Ben buradayım.”
Sessiz.
Sakin.
Biraz da kırılgan.
Onu ilk başta duymak zor.
Çünkü uzun zamandır susturulmuş gibi.
Ama o on dakikanın içinde biraz daha kalınca…
İçimde bir şey çözülüyor.
Suçluluk hafifliyor.
Yetişememe hissi yumuşuyor.
Ve o kadın…
Yavaş yavaş yüzeye çıkıyor.
Ne tamamen kaybolmuş,
Ne de benden vazgeçmiş.
Sadece bekliyormuş.
Belki de kendimize ayırdığımız o kısa anlar
Bir lüks değil.
Hatta sadece bir ihtiyaç da değil.
Bir hatırlayış.
Kim olduğumuzu,
Neyi hissettiğimizi,
Ve hâlâ içimizde yaşayan o kadını…
Belki de mesele uzun zamanlar yaratmak değil.
Sadece on dakika.
Gerçekten kendinle kaldığın on dakika.
Ve belki o zaman anlarsın—
Hiç kaybolmamışsın.
Sadece biraz geride kalmışsın.
Ve hâlâ oradasın.
Yorumlar
Yorum Gönder
Siz ne dersiniz? Ne düşünüyorsunuz? :)